Etiket arşivi: mainpage

Yaşı Yüksek Araca Kalın Yağ Kullanma Hatası

Araçlar her geçen gün daha detaylı motorlara sahip oldukça motor yağının da önemi artmakta. Yağ içinde çalışan triger kayışlı motorlar, yağ basıncına göre otomatik ayarlamalar yapan motorlarla beraber bu durum daha da karmaşıklaşmakta yani yeni teknolojilerde sürtünme, ısınmalar arttığından dolayı doğru yağ ihtiyacı daha da önem kazanmakta.

Bu duruma en basit örneklerle bakmak gerekirse çoğunlukla bilindik araçlar belli spesifikasyonlara sahip olmakla beraber 5w30 yağ kullanmakta. Bunların üreticilere göre değişik yapıda olanları var.

Araçlarında km yükseldikçe, motorda yağ kaçakları ve eksilmeler görüldükçe de hala daha kalın yağ yani 10w40 20w50 10w60 gibi yağlara yönelenler olmakta.

Öncelikle bu değerlerin ne ifade ettiğine bakarsak:

İlk sayı + “W” (Winter)
Soğukta akışkanlık derecesi → düşük sayı = soğukta daha akışkan

İkinci sayı
Çalışma sıcaklığındaki viskozite → yüksek sayı = yüksek sıcaklıkta daha kalın film

Yani 5w30 yağ 10w40 yağa göre daha düşük sıcaklıkta daha verimli yağlama sağlar. Bu da motorun ilk çalışma anında hayati seviyede önemlidir.

Modern motorlarda yani günümüz araçlarında;

-Daha dar toleranslar vardır bu parçalar birbirine daha yakın anlamına gekir
Turbo, vanos, değişken zamanlama gibi sistemler hassastır

Bu yüzden düşük iç sürtünme, iyi akışkanlık, hızlı yağlama çok önemlidir. 

Yağın akışkanlığı sadece motor içi aşınmaya etki etmez.

Örneğin triger zincirine sahip araçlarda zincir gergisi yağ basıncına çok duyarlıdır. Yüksek viskozite yağlamayı geciktirir ve zincirde daha hızlı aşınmaya neden olur. Zincir yağlamasındaki zayıflık paletlere de etki eder ve zarar görmesine neden olabilir. Paletlerden kopan parçalar da yağ pompa süzgecini tıkayıp motorun yağlanmasını engelleyebilir.

Diğer yandan VANOS gibi sistemler Yağı Basıncına çok duyarlıdır. Hidrolik kontrol valfleri optimum viskozitede çalışır ve fazla kalın yağ, valf gecikmesine neden olabilir

VANOS tepkisi bozulabilir, motor performansı düşer.

Bu yüzden motor durumu ne olursa olsun üreticinin önerdiği yağın dışına çıkmamak gerekir. Araçta yağ eksiltme varsa eksiltme nedenlerinin üzerine gidilmelidir. Yağ yakma varsa da daha kalın yağ kullanmak yağ yakımına etki etmeyecektir. Araç doğru yağ kullanımına rağmen yağ eksiltiyor ve motor çevresinde belirgin bir kaçak bulunamıyorsa muhtemelen piston segmanlarında problem mevcuttur.

Bazı araçlarda bu kronik sorun olarak da görülebilmektedir ki ülkemizdeki en bilindik örneği 1.4 Fire motorlu Fiat Egea model araçlardır.

Ayrıca piyasada satılmakta olan 10w40 yağların çoğu yarı sentetik, 5w30 yağlar ise tam sentetiktir. Yani soğukta akışkanlık seviyesi sadece baştaki sayıya göre değil temel yapı farkları da önemlidir.

Tam Sentetik Yağ

Laboratuvar ortamında tamamen kimyasal olarak üretilir ve bu sayede molekül yapısı çok daha düzenlidir. Soğukta çok daha hızlı dolaşır ve bu sayede ilk çalıştırmada metal-metal teması minimumdur

Zincir, turbo, VANOS gibi parçalar hızlı yağlanır. Film tabakası kolay kopmaz. Yağ incelmez, performans düşmez yani yüksek devirde yağı yakmaz.

Deterjan katkıları daha güçlüdür, bu da tortu ve çamur oluşumunu engeller. Hidrolik lifter ve vanos kanalları temiz kalır.

Bu üstteki özellikleri sayesinde üst seviye performans ve koruma sağlar. Günümüz araçlarının motorlarına tam olarak uyumludur.

Yarı Sentetik Yağ

Mineral yağ + sentetik yağ karışımıdır yani genelde %20–40 sentetik baz içerir.

Bundan dolayı soğukta daha geç akar yani ilk çalıştırma aşınması daha fazladır. Yüksek sıcaklıkta ise çabuk incelir. Tortu ve karbon oluşumu daha hızlı olduğundan turbo yatakları için risklidir.

Temizlik kapasitesi sınırlıdır ve uzun kullanımda çamur riski artar.

Sonuç olarak yeni nesil bir motora sahip aracınızda 10w40 ve daha üstü kalınlıkta yağ kullanmak büyük riskler oluştururken, üstüne bir de yarı sentetik yağ kullanmak motor ömrünüzü ciddi oranda düşürecektir.

Dünya genelinde milyon kmlere kadar kullanılan araçların ülkemizde 200-300 bin km göremeden komple motor revizyonuna girmesinin en başta nedeni bu teknik bilgilerden yoksun müdahalelerdir.

Ayrıca motor yağlarında en az Viskozite kadar önemli olan diğer detaylar da şunlardır:

API Standardı (Amerikan)

Motor yağının performans ve katkı seviyesini belirtir.

Benzinli Motorlar

-API SN → Yeni nesil (yüksek koruma)
API SP → En güncel (LSPI, turbo, zincir koruması)

Dizel Motorlar

-API CF, CI-4, CJ-4, CK-4

Burada örneğin düşük hacimli turbo beslemeli araçlarda görülen LSPI sorununun önlenmesinde de yağ tipi faktörü mevcuttur. Özellikle 1.4 Turbo Benzinli Opel Chevrolet, 3 silindir 1.5 Turbo Benzinli Bmw ve 1.4 TSI 160 beygirlik benzinli VW motorlarında görülen bu durum için yağ güncellemeleri yapılmıştır.

Üretici Onayları 

Araç üreticileri kendi motorları için özel testler ister.

-VW → 502.00 / 504.00 / 507.00

-BMW → Longlife-01 / LL-04

-Mercedes-Benz → MB 229.3 / 229.5 / 229.51

-GM (Opel)Dexos 2

-Ford → WSS-M2C913 / 948-B

Üreticiler kendi motorlarına uygun olarak testlere göre yağ yapısını belirledikten sonra yağ üreticileri bunlara göre yağ geliştirir. Günümüzde örnek olarak en önemli olarak yağ içinde triger kayışı çalışan Puretech motorlara özel geliştirilen yağı söyleyebiliriz. B2297 sertifikaya sahip Total htc 5w30 motor yağı kullanmadığınız zaman kısa sürede kayışın zarar görmesi olasıdır.

ACEA Standardı (Avrupa)

Avrupa motorlarına özel daha detaylı bir sınıflandırmadır.

ACEA Sınıfları

-A/B → Benzin + dizel (DPF olmayan)

-C → DPF / katalizör uyumlu (düşük kül)

-E → Ağır ticari

Örnek ACEA Kodları

-ACEA A3/B4 → Yüksek performans, kalın film

-ACEA A5/B5 → Yakıt tasarrufu

-ACEA C2 / C3 / C4 → DPF uyumlu

Burada gördüğünüz gibi motorun yakıt tipinden, egzoz sistemine kadar motor yağ tipi değişiklik göstermekte. Yani bir dizel araçta bile DPF kullanılan veya kullanılmayan olarak ayrılabilmekte.

Sonuç olarak motor yağlarında Viskozite başta olmak üzere çok kritik farklar bulunmaktadır. Viskozite farklarını ise aşağıdaki videodan daha net görebilirsiniz.

Tabi bu teknik bilgilerin yanında ülkemiz şartlarında önemli olan bir diğer konu da motor yağının orijinalliğidir. En bilindik büyük markaların motor yağlarının ülkemizde sahte üretimi çokça mevcut. Özellikle internet üzerinden uygun fiyatlı satışlarda sahte yağa rastlamak yüksek olasılık. Yanlış teknik özelliklere sahip motor yağı kullanımından daha büyük risk ise sahte yağ kullanımı.

Bu yüzden motor yağlarını güvenilir yerlerden, mümkünse motor yağı üreticisinin web sitelerinde yayınladıkları resmi satıcılardan almakta fayda var. Tabi aynı durum bu motor yağını süzen yağ filtreleri için de geçerli. Motor yağı ve yağ filtresini orijinalliğinden emin olduğunuz yerlerden edinmelisiniz. Aracınızın motoru için hayati önemli bu malzemeler şakaya gelmez.

PureTech Motorlarda Yağ Pompa Süzgeci Temizliği

Yağlı triger kayışlı olması ve bu kayış kopma riskleriyle bilinen PureTech motorların aslında en büyük sorunu triger kayışının zamanla parçalanıp yağ pompa süzgecini tıkaması. Bunun da motorun yağlamasını zayıflatması ve bir süre sonra tamamen kesip motoru tamir edilemeyecek seviyede kullanılmaz hale getirmesi asıl problem.

Çünkü triger kayışının durumu aracın kullanıcıları tarafından sadece yağ dolum kapağını açıp gözle görülebilmekte. Bu da kayışın ömrüyle alakalı az çok tahmin yürütmeye imkan sağlamakta. Ancak gözle görülemeyen parçalanmaların yağ pompa süzgecini tıkaması durumunu tespit etmek için karter sökülmeli.

Eğer doğru yağ yani B2297 sertifikaya sahip Total htc 5w30 veya Stellantis onaylı Castrol Magnatec 5W30 P yağ kullanıldıysa, aracınız da 2022 model ve üstü yani yeni tip triger kayışı kullanan motor sahipse, kolay kolay bu durumu yaşamazsınız. Ama devirli ve uzun süreli kullanıyorsanız aracı yine de en azından 20-30 bin km‘de bir yağ pompa süzgecini kontrol ettirmenizde fayda var.

Yağ filtresi söküldükten sonra karter görünümü üstteki gibidir. Karteri sabitleyen vidaları söktükten sonra aradaki sertleşmiş sıvı contayı, karterin temas noktalarına zarar vermeden yumuşatıp kolaylıkla sökmek için ısı tabancası ile ısıtarak sökme işlemini gerçekleştirebilirsiniz. Geri montaj işleminde de yine sıvı conta kullanılacaktır.

Ardından alttaki gibi yağ pompa süzgeci ortaya çıkacaktır.

Örnek olarak gösterilen bu yağ pompa süzgeci 2020 model 1.2 PureTech motorlu bir Opel Corsa aracın 25 bin km‘deki durumunu göstermekte. Triger kayışında ve yağ pompa süzgecinde 5 yıl, 25 bin km itibariyle en ufak bir bozulma görülmemekte.

Yüksek km yapmamış olmasına rağmen daha eski nesil triger kayışının herhangi bir zarar görmemesinin temel nedeni aslında doğru yağ kullanımı.

Bu yüzden PureTech motorlu araçlarınızda yağ konusunda mutlaka dikkatli olun. Sadece etikette değil gerçekte de doğru yağ kullanmanız önemli. Çokça sahte yağın piyasaya sürüldüğü ülkemizde özellikle böylesi tüm kaderi yağa bağlı araç için mutlaka motor yağı alımını güvenilir, bilindik motor yağı satıcılarından yapın.

Windows’ta Masaüstü Simgeleri Arasında Büyük Boşluk

Wndows 10 ve Windows 11 işletim sisteminde yanlış klavye tuşlarına basılması veya sistemsel bir hata sonucu masaüstü simgelerinin arasında çok büyük alanlar oluşması sorunu yaşanabilmekte.

Bu şekilde masaüstü simgeleri aşırı uzak duruyorsa, otomatik düzenleme vb işlemler işe yaramamakta.

Bu durumda yapmanız gereken Windows Kayıt Defteri Düzenleyicisi üzerinden bazı değerleri girmek.

Kayıt Defteri Düzenleyicisi’ne girmek için arama kutusuna regedit yazın ve açılan seçenekte Yönetici Olarak Çalıştır’ı seçip giriş yapın.

HKEY_CURRENT_USER\ Control Panel\ Desktop\ WindowMetrics içerisinde IconSpacing ve IconVerticalSpacing değerlerine girip standart değer olan -1125 yazın. Bu standart olan aralığı ifade eden değerdir.

Bu işlemden sonra bilgisayarınızı yeniden başlatınca masaüstü simgeleri eski haline geri dönecektir.

Mercedes W211 E Kasa Şanzıman Resetleme İşlemi

Mercedes en bilindik modeli olan E serisinin 2002-2009 yılları arasında üretilmiş olan W211 kasa kodlu olan modeli, W210 döneminde yaşanan birçok sorun ve segment liderliğinin kaybı sonrası Mercedes’in tekrar segmentinin liderliğine çıkmasını sağlamıştı.

E200 Kompressor, E220 CDI, E270 CDI, E280/E320, E500, E55/E63 AMG gibi motor seçeneklerine sahip W211 hala günümüze kadar gelen modern ve klasik Mercedes görünümünü taşımakta, birçokları için hala en beğenilen E serisi olmaktadır.

Manuel şanzıman yanında, 6 ileri otomatikleştirilmiş manuel şanzıman ve 5G-Tronic ile 7G-Tronic otomatik şanzımanlarla piyasaya sürülen bu model segmentine göre sorunsuzluğuyla da hala dünyanın birçok yerinde tercih edilen, çok yüksek km’leri sorunsuz bir şekilde görebilen bir araçtır.

Tabi diğer birçok markada olduğu gibi bu modelde de otomatik şanzımanlar zamanla sürüş tarzına, motor karakterine vb dış etkenlere göre otomatik ayarlamalar yapabilmektedir. Verimlilik amaçlı olsa da bu otomatik ayarlar bir süre sonra düzensiz vites geçişleri, geçişlerde vuruntu, ani hızlanmalarda verimsiz geçişler gibi sorunlara de neden olabilir.

Ayrıca yeni bir araç aldığınızda eski kullanıcı ile sürüş tarzınız çoğunlukla uymayacağı için bu otomatik ayarlar size fayda sağlamayacaktır.

İşte bu durumda her otomatik şanzımanda olduğu gibi bunda da SIFIRLAMA veya RESETLEME şeklinde adlandırılan işlem ile otomatik şanzımanınızı fabrika ayarlarına çevirebilirsiniz. Bunu profesyonel bir oto diagnostik cihazı ile yapabildiğiniz gibi sıradan bir kullanıcı olarak basit birkaç hareket ile de yapabilirsiniz.

Bu işlem sırasıyla şu şekilde yapılmaktadır:

1- Vitesi park konumuna getirin.

2- Kontağı ilk kademede açın. Bu gösterge panelinde ışıkların yanmadığı kademe yani sadece bir tık çevirin.

3- Gaz pedalını sonuna kadar basın. Gaz pedallarının en altında daha fazla oranda vites düşürmeye yarayan yani ani hızlanmaya yarayan bir kademe daha olur. Ona da basacak şekilde dibine kadar basın.

4- Kontağı ikinci kademeye çevirin. Yani gösterge ışıkları yansın ama motor çalışmasın.

5- Ayağınızı 15 saniye gaz pedalı dibe basılı şekilde tutun.

6- Kontağı kapatın ve ayağınızı gaz pedalından çekin.

7- 2 dakika bekledikten sonra aracı çalıştırıp sürmeye başlayabilirsiniz.

Bu işlem sonrası öğrenilmiş değerler sıfırlanacak ve sizin sürüşünüze göre otomatik şanzımanınız adapte olacaktır.

Bu işlem sadece W211 modeline özgü değil, diğer birçok eski ve yeni Mercedes modelinde uygulanabilmektedir. Ancak şanzımanınızda donanımsal veya yazılımsal bir sorun varsa, bu işlem hataları giderememektedir. Yani ciddi bir vuruntu ve aktarma kaybı sorunu yaşıyorsanız bu işlemle sonuç alamayabilirsiniz.

Citroen C3 Aircross Çekiş Sistemi Arızası

Citroen C3 Aircross araçların 2024 ve sonrası elektrikli ya da hibrit modellerinde çokça görülmekte olan Çekiş Sistemi Arızası çokça şikayet edilen sorunlardan biri. Sıfır alınan araçlarda da görülebilen bu arızanın kullanım kaynaklı veya eskime kaynaklı olmadığı biliniyor.

Elektrikli yürütme sistemi arızası veya elektrikli çekiş sistemi arızası olarak da bilinen bu arıza oluştuğunda ortaya çıkan belirtiler şu şekilde:

– Araç “Elektrikli Yürütme Sistemi Arızası” uyarısı verip tamamen çalışmaz hale gelir ve çekici ile servise götürülmelidir.

– ESP/ABS/ASR veya park freni, fren sensörü vb arızalar arka arkaya vermeye başlar. Bu durumda araç yürür ancak tüm elektronik sistemler hata verir ve devre dışı kalır.

– Bazı araçlarda anlık olarak bu hatayı verip kendiliğinden gidebilmektedir. Sinyal bozukluğu olarak kabul edilen bu arıza PSA grubu araçlarda geçmişte de çokça görülen bir durumdur. Sürekli tekrarlamıyorsa görmezden gelinebilir.

Bu Arızanın Çıkmasının Olası Nedenleri

  • Aracın elektrikli çekiş sistemini yöneten elektronik kontrol modülündeki yazılım hataları buna neden olabiliyor.
  • Sensörlerin bağlantı kabloları, kablo izolasyonu, su sızması ve benzeri tesisat sorunları neden olabilmektedir.
  • Batarya hücresi veya modüldeki voltaj dengesizliği, düşük voltaj gibi sorunlar bu uyarının ortaya çıkmasına neden olabilir.
  • Elektrikli olan modellerde şarj dolum istasyonundaki gerilim dalgalanmaları veya olması gerekenin dışında gerilim sistemde arızaya neden olabilmektedir.
  • İnvertör modülü ve konvertör devrelerinde güç elektroniği arızası neden olabilmektedir.
  • Batarya sisteminde veya elektronik devrelerdeki ısı sorunları yani soğutma sistemi arızaları nedenlerden biridir.
  • Çekiş sisteminin diğer unsurları olan ESP/ASR/ABS gibi sürüş destek sistemlerinde oluşan arızalar da genel çekiş sisteminin arıza uyarısı vermesine neden olabilmektedir.

Batarya ve invertör harici nedenler yüksek maliyetli olmayıp çoğunlukla basit müdahaleler ile çözülebilmektedir. 2024 ve üstü modellerde görüldüğü için de garanti kapsamında çözülebilmektedir.

Bu durumda öncelikle bir oto diagnostik arıza tespit cihazı ile aracın motor kontrol ünitesinin tam olarak hangi hataları kaydettiğine bakmak gerekir. Bu hata kodlarına göre ilerlemek gerekmektedir.

Bmw Marka Araçlarda Tahrik Arızası ve Olası Nedenleri

BMW marka araçlarda görülen Tahrik Arızası uyarısı, en bilindik sorunların başında gelmekte. F kasa araçlarda görülen bu arıza genellikle B38 kodlu motorlarda çokça görülmekte. Bu arıza ile karşılaşıldığında araç ya koruma moduna girip gücünü kısmakta ya da tamamen kullanılmaz hale gelebilmektedir.

Bu arıza sırasıyla şu nedenlerle ortaya çıkabilmektedir:

-Ateşleme sistemi yani yaklaşık ömrü 30 bin km olan bujilerin işlevini kaybetmesi ve bobin arızaları neden olabilir.

-Düşük kalite yakıt, enjektör arızaları ve daha çok görülen Yüksek basınç yakıt pompası (HPFP) arızası yakıtın düzensiz gelmesine neden olup bu arızayı ortaya çıkarabilir.

Valvetronic motoru arızası ve EGR valfinin tıkanması veya arızalanması ile işlevini tam olarak yerine getirememesi neden olabilir.

-Hava girişleri ve Turbo sistemindeki sensör arızaları, hortum kaçaklarının oluşturduğu basınç sorunları da bu arızayı ortaya çıkarabilir.

-Otomatik şanzımanlı bir modelse, şanzıman yağ basıncı veya yağ sıcaklığındaki düzensizlikler de sorunun kaynağı olabilir.

Birçok neden kaynaklı olabilen Tahrik Arızası tüm motor şanzıman sisteminde kullanımda kritik sorunlara neden olabilen arızaların ortak adıdır. Bu yüzden bir oto diagnostik arıza tespit cihazı ile bağlanıp, mümkün profesyonel bir universal cihaz ya da markaya özel cihazla arıza kodları edinilip ona göre arızanın giderilmesi yoluna gidilmelidir.

Örneğin B38 motorda tahrik arızası veren P1234.01 kodu elektrikli wastegate adaptasyon sorununa işaret eder ki bu turbo kaynaklı bir sorundur. Normalde sadece bu kodla beraber yanında yine P1234 ile başlayan kodları da verecektir.

Yanında çıkabilecek P1234.37 kodu ise wastegate kapalı anlamı taşımaktadır. Wastegate kapalı kalırsa yüksek devirlerde motora giden hava basıncı fazla olacağından karışım bozulacaktır. Bu durumda da araç zarar görmesin diye ECU motoru korumaya alacaktır.

Bu arıza kodları aynı markalarda çoğunlukla aynı anlama gelse de bazen farklı açıklamaları da olabilmekte. Bu durumda detaylı açıklamaya göre ilerlemekte fayda vardır.

BMW F20 ve BMW F30 kasalardaki N13 kodlu motorlarda ise tahrik arızası genel olarak Turbo Basınç Valfi Diyaframı yırtılması kronik sorunundan ortaya çıkıyor.

Ayrıca yağ kaçakları, motor yağ basıncının düşüklüğü ve özellikle kolaylıkla yerinden çıkan, montajı yapıştırıcı ile olan, çoğu zaman sıvı conta ile takıldığından yeteri kadar tutunma sağlamadığı için yağ kaçıran 11117540057 parça kodlu motor blok yağ tapaları da diğer tahrik arızası nedenlerinden biridir.

Ayrıca Bmw için 11368610388 parça kodlu ve PSA grubu üretimi motor olduğundan PSA için v758776080 parça kodlu Eksantrik Vanos Manyetik Selenoid Valfi arızası da genel görülen nedenlerdendir.

F30 316i modellerinde 320i ile aynı motora sahip olsa da yağ soğutucu farkının olması ve 316i modellerinde genellikle performans arttırmak için chiptuning uygulaması yapılması yağ basıncı sorunlarına neden olabilmekte. Bu da tahrik arızasının çokça görülen nedenlerinden biridir.

 

 

 

Volkswagen Araçlarda Alternatör Arızası

eTsi motorlu Volkswagen marka araçlarda görülen ancak özellikle ülkemizde daha çok Golf 8’de ortaya çıkan alternatör arızası, motor çalışırken aküyü şarj eden ve aracın elektrik sistemine enerji sağlayan alternatörün görevini tam yerine getirememesi kaynaklı oluşan bir sorundur. Bu arıza, araçta elektriksel dengesizliklere, akünün boşalmasına ve ilerleyen aşamada aracın çalışmamasına da yol açabilir.

Bu araçlarda klasik alternatör bulunmaz. Bunun yerine 48V mild-hybrid sistemi ile çalışan BAS (Belt Alternator Starter – Kayışlı Marş Alternatörü) vardır. Bu parça hem marş motoru gibi motoru çalıştırırken hem de alternatör gibi aküleri (12V + 48V batarya) şarj eder. Hibrit alternatör arızası denilen şey aslında bu kayışlı marş alternatöründe veya 48V mild-hybrid elektrik altyapısında çıkan problemleri ifade eder.

Bu sorunu yaşamaya başladığınızı şu belirtilerden anlayabilirsiniz:

Aracın gösterge panelinde 12v veya 48v akü hatası çıkmaya başlar. Devamında da Araç şarj sistemi arızası veya Alternatör arızası gibi uyarılar çıkar. 12v veya 48v kısıtlı arızası her zaman alternatör arızası nedenli olmayabilir.

İç ve dış aydınlatma sisteminde, multimedya ekranında degensizlikler ile cam, silecek, klima gibi elektrik ihtiyacı yoğun sistemlerde yavaşlama bir belirti olabilir.

Kullanım sırasında akü boşalıyor, akü şarj olduktan sonra hızla boşalıyor ve marş basamayacak kadar zayıflıyorsa da alternatör  sorunu yaşanıyor olabilir.

Bu durumda olası arızalar şunlardır:

48V Batarya Arızası – Akü hücreleri zayıfladığında alternatör şarj edemediği için devre dışı kalır.

(BAS) Kayışlı Marş Alternatörü Arızası – İçindeki sargılar veya rulmanlar hasar görmüş olabilir.

Elektronik Kontrol Ünitesi Arızası – Şarj voltajı kararsız olur.

Gergi veya Kayış Sorunu – Alternatörü çeviren kayış gevşemiş veya kopmuşsa sistem çalışmaz.

Yazılım Sorunları – Mild-hybrid sistemde yeni bir sistem olduğundan dolayı yazılımsal güncellemeler gerekebilmektedir.

Yaşanan sorunu tam olarak belirleyip çözümlemek için de şunları yapmanız gerekmekte:

Öncelikle 48V ve 12V bataryaları test etmelisiniz.

OBD-II portu üzerinden diagnostik arıza tespit cihazı ile tarama yapılarak hata kodları okunmalı. Bu hata kodları sorunla ilgili daha detaylı sonuç verebilir.

Normalde 13.8V–14.8V arasında olması gereken şarj seviyesinde ciddi dalgalanma varsa regülatör veya BAS arızalıdır.

Yıpranma veya gevşeklik durumu olan kayış değiştirilmelidir.

Sorun hala mevcutsa Kayışlı Marş Alternatörü yani BAS değişimi veya tamiri gerekmektedir.

AMD’den Yeni Orta Seviye Ekran Kartı RX 9060 XT

2025 yılı itibarıyla ekran kartı pazarında AMD ve NVIDIA arasında önemli bir rekabet yaşanıyor. Bu kapsamda AMD’nin tanıttığı Radeon RX 9060 XT ekran kartı, yeni nesil RDNA 4 mimarisi ve 16 GB GDDR6 belleğiyle dikkat çekiyor.

Her iki üretici de yeni nesil GPU mimarileriyle kullanıcılarına yüksek performans, daha az güç tüketimi ve gelişmiş grafik özellikleri sunma iddiasında. Bu bağlamda AMD’nin RDNA 4 mimarili yeni ekran kartı Radeon RX 9060 XT, orta segmentte güçlü bir oyuncu olarak konumlanıyor.

AMD Radeon RX 9060 XT

RX 9060 XT, AMD’nin 2025’te piyasaya sürdüğü RDNA 4 mimarisine dayalı yeni nesil ekran kartlarından biri. TSMC’nin 4 nm üretim teknolojisiyle üretilmiş, 32 Compute Unit (CU), 2048 akış işlemcisi, 64 ROP ve 128 TMU ile donatılan bu kart, yüksek verimlilik ve düşük güç tüketimi hedefliyor. Kartın baz saat hızı 2.22 GHz, boost hızı ise 3.13 GHz’e kadar çıkabiliyor.

AMD Radeon RX 9060 XT modelinin 8 GB ve 16 GB GDDR6 VRAM’li olarak iki farklı versiyonu bulunmakta. Özellikle 16 GB’lık versiyon, modern oyunlar ve üretkenlik uygulamaları açısından öne çıkıyor. 128-bit bellek veri yolu ve 20.1 Gbps bellek hızı ile yaklaşık 320 GB/s bant genişliği sağlıyor. Güç tüketimi ise 150–160W aralığında ve PCIe 5.0 arabirimini destekliyor.

RX 9060 XT vs NVIDIA RTX 5060 – NVIDIA RTX 4060 Ti

RX 9060 XT, 1440p çözünürlükte RTX 4060 Ti ile başa baş bir performans sunarken bazı oyunlarda %5–7 oranında öne geçebiliyor.

Nvidia RTX 5060 ile kıyaslandığında ise rasterizasyon performansında RX 9060 XT genellikle %6–10 daha güçlü durumda.

Bellek kapasitesi açısından da RX 9060 XT’nin 16 GB’lık versiyonu, RTX 4060 Ti’nin 8 GB belleğine göre ciddi bir avantaj sunuyor. Özellikle açık dünya, yüksek çözünürlüklü texture’lar kullanan oyunlarda bu fark net şekilde hissediliyor.

Ancak ray tracing performansı konusunda NVIDIA ekran kartları hala önde. Nvidia RTX 4060 Ti ve RTX 5060, DLSS 3.5 teknolojisi sayesinde daha yüksek kare hızları ve görsel kalite sunabiliyor. AMD ise bu alanda FSR 4.0 teknolojisi ile rekabet etmeye çalışıyor; ancak DLSS’in gerisinde kalıyor.

RX 9060 XT, 150–160W civarındaki güç tüketimi ile 160W güç tüketen RTX 4060 Ti’ye oldukça yakın. 130W güç tüketen RTX 5060 ise biraz daha verimli ancak AMD’nin 4 nm mimarisi sayesinde verimlilik, soğutma çözümleri sayesinde kart, sessiz ve stabil çalışabiliyor.

Genel olarak bu kartlar kıyaslandığında ise RX 9060 XT 16 GB VRAM ile daha uzun ömürlü kullanım sağlarken, Modern API desteği: FSR 4.0, AV1, DisplayPort 2.1, PCIe 5.0 ile modern API desteği sağlıyor, güçlü 1440p oyun performansı verirken RTX 4060 Ti ekran kartına göre daha ucuza satın alınabiliyor.

Ancak Ray Tracing performansı halen NVIDIA’nın gerisinde ve FSR hala rakibi DLSS teknolojsinin kalite ve stabilite olarak gerisinde. Tabi 8 GB VRAM’li RX 9060 XT versiyonunun da bazı oyunlarda darboğaz yaratma ihtimali mevcut.

Fiyatlandırma olarak ülkemizde RTX 4060 Ti 8 GB versiyonu yaklaşık 19.000 TL üzerinden fiyatlandırılırken, 16 GB’lık versiyonu 22.000–30.000 TL arasında. RTX 5060 ise yaklaşık 20.000 TL seviyesine kadar çıkabiliyor.

Nvidia RX 9060 XT 16 GB versiyonu ise 15.500 TL seviyesine satışa çıkmış durumda.

Doğru Dizüstü Bilgisayar Nasıl Tercih Edilir

Piyasada çok sayıda dizüstü bilgisayar seçeneği mevcut ancak seçim yaparken hangisinin daha iyi olduğunu veya hangisinin ihtiyacınızı gideceğini tespit etmek çok kolay değil. Bunun için aşağıdakilere göre seçiminizi yapabilirsiniz.

İşlemci CPU

İşlemci yani CPU, bilgisayarınızın beynidir. Dizüstü bilgisayarlarda en bilindik işlemcilerin üreticileri Intel ve AMD firmalarıdır. Intel, çoğunlukla teknoloji olarak daha hızlı bir gelişme sağlasa da AMD daha düşük fiyatlarla rekabetçi modeller sunar. Her geçen gün gelişen teknoloji ile daha yüksek işlemci güçleri elde edilirken aynı zamanda düşük enerji tüketimli daha uzun batarya ömrü sunan ancak kısmen zayıf performanslı işlemciler de üretilmektedir. Bu durumda dizüstü bilgisayarınızdan beklentiniz öne çıkmaktadır. Genel kullanım, ofis uygulamaları vb işlemler için enerji tasarrufu odaklı işlemciler daha doğru bir tercih olacaktır. İki üretici için değişik şekillerde adlandırılan bu işlemciler hem ucuz hem de oldukça düşük elektrik tüketimine sahiptir. Eğer yüksek güç gerektiren işlemler, grafik tasarım, çizim, oyun vb işlemlerde kullanacaksanız bu tarz işlemciler yetmeyecektir. Bu durumda da performans odaklı işlemciler tercih etmelisiniz. Ancak bu performans artışının batarya performansına olumsuz etkisi yanında bilgisayarınızda ısı artışına da etkisi olacaktır. Bu yüksek sıcaklıklar da dizüstü bilgisayarınızın ömrünü etkileyecektir.

Ekran boyutu ve ağırlığı

Dizüstü bilgisayar ekranlarının boyutları genellikle 9-17 inç ekranlar arasında değişir. Ekran ne kadar büyürse dizüstü bilgisayarınız o kadar ağırlaşır. Doğru boyutu bulmak için taşıma ihtiyacınız olup olmadığını hesaplayın. Eğer taşıma ihtiyacınız varsa da ona göre boyutu ve ağırlığı seçin. Ekran boyutunda çözünürlük konusuna da dikkat etmeniz gerekecektir. Grafik ağırlıklı işlemler yapacaksanız yüksek çözünürlüklü ekrana ihtiyacınız olabilir ve bu da daha büyük ekranlarda daha rahat bir görüntü sağlayacaktır. Ancak daha büyük ekranlı dizüstü bilgisayarların da yüksek elektrik tüketimi nedeniyle batarya sürelerinin daha kısa olacağını da hesaba katmak lazım. Bu şartları hesaba katarak eğer çok sık bilgisayarınızı taşıyacak ve ağırlıklı günlük işlemler yapacaksanız 14 inçlik bir bilgisayar kullanışlı olacaktır. Çok sık taşımayacaksanız ve performans istiyorsanız da bu tür bilgisayarlar genellikle 15.4 ve 15.6 inç boyutlarında olmaktadır.

RAM

Rastgele Erişimli Bellek yani RAM, bilgisayar açıldığında depolama alanından verilerin işlemci tarafından yüklenip çalıştırılmasını sağlar. Yani ne kadar büyük boyutta olursa o kadar yüksek performans verecektir. Aynı zamanda paylaşımlı ekran kartlı dizüstü bilgisayarlarda da bu alandan kullanım sağladığı için Ram boyutu önemli olacaktır. Günlük kullanım için günümüz şartlarında 4 gb ram yeterli gibi gözükse de Windows 11 ile yüksek ram kullanımı kaynaklı olarak yetersiz gelebilmektedir. Bu yüzden minimum 8 gb ram tercihi doğru olacaktır.

Marka Tercihi

Bilindik büyük markalarla beraber çok fazla ucuz ürün sağlayan markalar da son dönemde artış göstermekte. Donanım özellikleri benzer gözükse de bazı noktalarda ucuz markalarda problemler yaşanabiliyor. Bunun başında malzeme ve soğutma kalitesinin zayıflığı. Lenovo, Dell vb markalarda uzun yıllar kullanabileceğiniz dizüstü bilgisayarlar, ismi bilinmedik markalarda kısa sürelerde özellikle menteşe bölgelerinden kırılabilmekte. Ayrıca dönemsel üretimli cihazlar olduğundan arıza durumunda yedek parça sorunu da yaşanabilmekte. Tabi bu her zaman ucuz olan daha kötüdür anlamına gelmiyor. Bu durumda ismini bilmediğiniz markalarla ilgili şikayet sitelerini inceleyerek kullanıcı yorumlarını incelemenizde fayda var. Köklü markaların birçok kez kronik sorunlu cihazlar ürettiği de düşünülürse kullanıcı yorumlarına göre marka seçimi daha doğru olacaktır.

Bu genel maddeler harici harici ekran kartı olsun, ışıklı klavye olsun birçok farklı nedenle dizüstü bilgisayar tercihiniz şekillenebilir.

Windows 11 Yavaş Dosya Gezgini Sorunu

Piyasaya belli donanım kısıtlarıyla sürülen Windows 11 zamanla bu kısıtların azaltılması ve diğer yöntemlerle de tüm donanımlara kurulabilmesiyle ciddi bir kullanıcı kitlesi elde etmeye başladı. Ayrıca düşük donanımlı bilgisayarlarda da sorunsuz olarak kurulabilen Windows 11 iot Ltsc sürümü ile Windows 11 kullanımı büyük oranda arttı.

Tabi birçok yeni özelliği içinde bulunduran Windows 11, bu özelliklerinin fazlalığıyla bazı noktalarda performans kayıpları yaşayabiliyor. Bunlardan biri de Dosya Gezgini yavaş çalışması.

Dosya Gezgini hızlandırmak için birkaç ayar mevcut.

Önce Dosya Gezgininde herhangi bir klasör açın. Ardından üst çubukta üç noktaya tıklayıp, Seçenekler bölümüne girin.

Windows 11 Dosya Gezgini
Windows 11 Dosya Gezgini

Bu alanda Genel sekmesinde, Gizlilik‘in altında, Office.com’dan dosyaları göster seçeneğindeki tiki kaldırın.

Bu işlemden sonra belli bir hız artışı göreceksiniz.

Ayrıca, Ayarlar->Ağ ve İnternet->Gelişmiş Ağ Ayarları->Gelişmiş Paylaşım Ayarları‘na girip aşağıdaki ayarları yapın.

Ağ Keşfi: AÇIK
[X] Ağa bağlı sürücüleri otomatik olarak ayarla
Dosya ve yazıcı paylaşımı: AÇIK