Etiket arşivi: mainpage

AMD’den Yeni Orta Seviye Ekran Kartı RX 9060 XT

2025 yılı itibarıyla ekran kartı pazarında AMD ve NVIDIA arasında önemli bir rekabet yaşanıyor. Bu kapsamda AMD’nin tanıttığı Radeon RX 9060 XT ekran kartı, yeni nesil RDNA 4 mimarisi ve 16 GB GDDR6 belleğiyle dikkat çekiyor.

Her iki üretici de yeni nesil GPU mimarileriyle kullanıcılarına yüksek performans, daha az güç tüketimi ve gelişmiş grafik özellikleri sunma iddiasında. Bu bağlamda AMD’nin RDNA 4 mimarili yeni ekran kartı Radeon RX 9060 XT, orta segmentte güçlü bir oyuncu olarak konumlanıyor.

AMD Radeon RX 9060 XT

RX 9060 XT, AMD’nin 2025’te piyasaya sürdüğü RDNA 4 mimarisine dayalı yeni nesil ekran kartlarından biri. TSMC’nin 4 nm üretim teknolojisiyle üretilmiş, 32 Compute Unit (CU), 2048 akış işlemcisi, 64 ROP ve 128 TMU ile donatılan bu kart, yüksek verimlilik ve düşük güç tüketimi hedefliyor. Kartın baz saat hızı 2.22 GHz, boost hızı ise 3.13 GHz’e kadar çıkabiliyor.

AMD Radeon RX 9060 XT modelinin 8 GB ve 16 GB GDDR6 VRAM’li olarak iki farklı versiyonu bulunmakta. Özellikle 16 GB’lık versiyon, modern oyunlar ve üretkenlik uygulamaları açısından öne çıkıyor. 128-bit bellek veri yolu ve 20.1 Gbps bellek hızı ile yaklaşık 320 GB/s bant genişliği sağlıyor. Güç tüketimi ise 150–160W aralığında ve PCIe 5.0 arabirimini destekliyor.

RX 9060 XT vs NVIDIA RTX 5060 – NVIDIA RTX 4060 Ti

RX 9060 XT, 1440p çözünürlükte RTX 4060 Ti ile başa baş bir performans sunarken bazı oyunlarda %5–7 oranında öne geçebiliyor.

Nvidia RTX 5060 ile kıyaslandığında ise rasterizasyon performansında RX 9060 XT genellikle %6–10 daha güçlü durumda.

Bellek kapasitesi açısından da RX 9060 XT’nin 16 GB’lık versiyonu, RTX 4060 Ti’nin 8 GB belleğine göre ciddi bir avantaj sunuyor. Özellikle açık dünya, yüksek çözünürlüklü texture’lar kullanan oyunlarda bu fark net şekilde hissediliyor.

Ancak ray tracing performansı konusunda NVIDIA ekran kartları hala önde. Nvidia RTX 4060 Ti ve RTX 5060, DLSS 3.5 teknolojisi sayesinde daha yüksek kare hızları ve görsel kalite sunabiliyor. AMD ise bu alanda FSR 4.0 teknolojisi ile rekabet etmeye çalışıyor; ancak DLSS’in gerisinde kalıyor.

RX 9060 XT, 150–160W civarındaki güç tüketimi ile 160W güç tüketen RTX 4060 Ti’ye oldukça yakın. 130W güç tüketen RTX 5060 ise biraz daha verimli ancak AMD’nin 4 nm mimarisi sayesinde verimlilik, soğutma çözümleri sayesinde kart, sessiz ve stabil çalışabiliyor.

Genel olarak bu kartlar kıyaslandığında ise RX 9060 XT 16 GB VRAM ile daha uzun ömürlü kullanım sağlarken, Modern API desteği: FSR 4.0, AV1, DisplayPort 2.1, PCIe 5.0 ile modern API desteği sağlıyor, güçlü 1440p oyun performansı verirken RTX 4060 Ti ekran kartına göre daha ucuza satın alınabiliyor.

Ancak Ray Tracing performansı halen NVIDIA’nın gerisinde ve FSR hala rakibi DLSS teknolojsinin kalite ve stabilite olarak gerisinde. Tabi 8 GB VRAM’li RX 9060 XT versiyonunun da bazı oyunlarda darboğaz yaratma ihtimali mevcut.

Fiyatlandırma olarak ülkemizde RTX 4060 Ti 8 GB versiyonu yaklaşık 19.000 TL üzerinden fiyatlandırılırken, 16 GB’lık versiyonu 22.000–30.000 TL arasında. RTX 5060 ise yaklaşık 20.000 TL seviyesine kadar çıkabiliyor.

Nvidia RX 9060 XT 16 GB versiyonu ise 15.500 TL seviyesine satışa çıkmış durumda.

Doğru Dizüstü Bilgisayar Nasıl Tercih Edilir

Piyasada çok sayıda dizüstü bilgisayar seçeneği mevcut ancak seçim yaparken hangisinin daha iyi olduğunu veya hangisinin ihtiyacınızı gideceğini tespit etmek çok kolay değil. Bunun için aşağıdakilere göre seçiminizi yapabilirsiniz.

İşlemci CPU

İşlemci yani CPU, bilgisayarınızın beynidir. Dizüstü bilgisayarlarda en bilindik işlemcilerin üreticileri Intel ve AMD firmalarıdır. Intel, çoğunlukla teknoloji olarak daha hızlı bir gelişme sağlasa da AMD daha düşük fiyatlarla rekabetçi modeller sunar. Her geçen gün gelişen teknoloji ile daha yüksek işlemci güçleri elde edilirken aynı zamanda düşük enerji tüketimli daha uzun batarya ömrü sunan ancak kısmen zayıf performanslı işlemciler de üretilmektedir. Bu durumda dizüstü bilgisayarınızdan beklentiniz öne çıkmaktadır. Genel kullanım, ofis uygulamaları vb işlemler için enerji tasarrufu odaklı işlemciler daha doğru bir tercih olacaktır. İki üretici için değişik şekillerde adlandırılan bu işlemciler hem ucuz hem de oldukça düşük elektrik tüketimine sahiptir. Eğer yüksek güç gerektiren işlemler, grafik tasarım, çizim, oyun vb işlemlerde kullanacaksanız bu tarz işlemciler yetmeyecektir. Bu durumda da performans odaklı işlemciler tercih etmelisiniz. Ancak bu performans artışının batarya performansına olumsuz etkisi yanında bilgisayarınızda ısı artışına da etkisi olacaktır. Bu yüksek sıcaklıklar da dizüstü bilgisayarınızın ömrünü etkileyecektir.

Ekran boyutu ve ağırlığı

Dizüstü bilgisayar ekranlarının boyutları genellikle 9-17 inç ekranlar arasında değişir. Ekran ne kadar büyürse dizüstü bilgisayarınız o kadar ağırlaşır. Doğru boyutu bulmak için taşıma ihtiyacınız olup olmadığını hesaplayın. Eğer taşıma ihtiyacınız varsa da ona göre boyutu ve ağırlığı seçin. Ekran boyutunda çözünürlük konusuna da dikkat etmeniz gerekecektir. Grafik ağırlıklı işlemler yapacaksanız yüksek çözünürlüklü ekrana ihtiyacınız olabilir ve bu da daha büyük ekranlarda daha rahat bir görüntü sağlayacaktır. Ancak daha büyük ekranlı dizüstü bilgisayarların da yüksek elektrik tüketimi nedeniyle batarya sürelerinin daha kısa olacağını da hesaba katmak lazım. Bu şartları hesaba katarak eğer çok sık bilgisayarınızı taşıyacak ve ağırlıklı günlük işlemler yapacaksanız 14 inçlik bir bilgisayar kullanışlı olacaktır. Çok sık taşımayacaksanız ve performans istiyorsanız da bu tür bilgisayarlar genellikle 15.4 ve 15.6 inç boyutlarında olmaktadır.

RAM

Rastgele Erişimli Bellek yani RAM, bilgisayar açıldığında depolama alanından verilerin işlemci tarafından yüklenip çalıştırılmasını sağlar. Yani ne kadar büyük boyutta olursa o kadar yüksek performans verecektir. Aynı zamanda paylaşımlı ekran kartlı dizüstü bilgisayarlarda da bu alandan kullanım sağladığı için Ram boyutu önemli olacaktır. Günlük kullanım için günümüz şartlarında 4 gb ram yeterli gibi gözükse de Windows 11 ile yüksek ram kullanımı kaynaklı olarak yetersiz gelebilmektedir. Bu yüzden minimum 8 gb ram tercihi doğru olacaktır.

Marka Tercihi

Bilindik büyük markalarla beraber çok fazla ucuz ürün sağlayan markalar da son dönemde artış göstermekte. Donanım özellikleri benzer gözükse de bazı noktalarda ucuz markalarda problemler yaşanabiliyor. Bunun başında malzeme ve soğutma kalitesinin zayıflığı. Lenovo, Dell vb markalarda uzun yıllar kullanabileceğiniz dizüstü bilgisayarlar, ismi bilinmedik markalarda kısa sürelerde özellikle menteşe bölgelerinden kırılabilmekte. Ayrıca dönemsel üretimli cihazlar olduğundan arıza durumunda yedek parça sorunu da yaşanabilmekte. Tabi bu her zaman ucuz olan daha kötüdür anlamına gelmiyor. Bu durumda ismini bilmediğiniz markalarla ilgili şikayet sitelerini inceleyerek kullanıcı yorumlarını incelemenizde fayda var. Köklü markaların birçok kez kronik sorunlu cihazlar ürettiği de düşünülürse kullanıcı yorumlarına göre marka seçimi daha doğru olacaktır.

Bu genel maddeler harici harici ekran kartı olsun, ışıklı klavye olsun birçok farklı nedenle dizüstü bilgisayar tercihiniz şekillenebilir.

Windows 11 Yavaş Dosya Gezgini Sorunu

Piyasaya belli donanım kısıtlarıyla sürülen Windows 11 zamanla bu kısıtların azaltılması ve diğer yöntemlerle de tüm donanımlara kurulabilmesiyle ciddi bir kullanıcı kitlesi elde etmeye başladı. Ayrıca düşük donanımlı bilgisayarlarda da sorunsuz olarak kurulabilen Windows 11 iot Ltsc sürümü ile Windows 11 kullanımı büyük oranda arttı.

Tabi birçok yeni özelliği içinde bulunduran Windows 11, bu özelliklerinin fazlalığıyla bazı noktalarda performans kayıpları yaşayabiliyor. Bunlardan biri de Dosya Gezgini yavaş çalışması.

Dosya Gezgini hızlandırmak için birkaç ayar mevcut.

Önce Dosya Gezgininde herhangi bir klasör açın. Ardından üst çubukta üç noktaya tıklayıp, Seçenekler bölümüne girin.

Windows 11 Dosya Gezgini
Windows 11 Dosya Gezgini

Bu alanda Genel sekmesinde, Gizlilik‘in altında, Office.com’dan dosyaları göster seçeneğindeki tiki kaldırın.

Bu işlemden sonra belli bir hız artışı göreceksiniz.

Ayrıca, Ayarlar->Ağ ve İnternet->Gelişmiş Ağ Ayarları->Gelişmiş Paylaşım Ayarları‘na girip aşağıdaki ayarları yapın.

Ağ Keşfi: AÇIK
[X] Ağa bağlı sürücüleri otomatik olarak ayarla
Dosya ve yazıcı paylaşımı: AÇIK

 

Facebook Piksel MANAGE PIXELS AUDIT NEEDED Hatası

Facebook ve Instagram üzerinde oluşturacağınız reklam kampanyalarının ne seviyede etkili olduğunu ölçmenize yarayan kod sistemi Facebook Piksel olarak adlandırılmakta.

Meta Business Suite üzerinde oluşturduğunuz reklamlarınızdaki Facebook Piksel kodunu, web sitesiniz üzerine yerleştirerek, ziyaretçi trafiğini tam olarak ölçebilirsiniz. Ancak bazı kullanıcılar bu işlemi yaparken hatalar alabilmekte. En bilindik hatalardan biri de MANAGE_PIXELS_AUDIT_NEEDED hatası.

Tam olarak hatanın açıklamasında ise şu yazmakta:

(#10) You do not have permission to perform this action. This action requires that you can MANAGE_PIXELS_AUDIT_NEEDED for this business account.

Facebook Piksel MANAGE_PIXELS_AUDIT_NEEDED
Facebook Piksel MANAGE_PIXELS_AUDIT_NEEDED

Bu hatayı aldığınızda önce ilgili işletme hesabına bağlı olan Reklam Yöneticisi sayfasına girin.

Ardından İşletme Ayarları‘na girin ve Veri Kaynakları‘nda Pikseller seçeneğine tıklayın.

Burada ilgili Piksel‘i seçip Varlıklar Bağlayın seçeneğine tıklayın.

Çıkan ekranda Diğer İşletme Varlıkları seçeneğine tıkladıktan sonra karşınıza çıkan reklam hesaplarından ilgili varlığa tik koyup Ekle‘ye basın.

Bu işlem sonrası, açılan ekranda Bağlı Varlıklar bölümünde, ilgili reklam hesabını bağlı olarak görüyorsanız işlem tamalanmış demektir.

 

Google Aramadan Kendinizi Nasıl Silersiniz

İster kendiniz eklemiş olun ister herhangi bir websitesi veya foruma kaydınız hatta sosyal medya hesaplarınız olsun zamanla Google veritabanında yer edinir. Eskiye dair beğenmediğiniz veya artık olmasını istemediğiniz kayıtların da hala gözüküyor olması sizi rahatsız edebilir. Bu durumda Google Aramadan kendinizi silmeniz mümkün.

Bunun için öncelikle Google arama ekranını açıp “Google Arama’dan kişisel içerik kaldırma talebinde bulunma” diye aratıp çıkan ya da doğrudan bu linke giriş yaparak ilgili başvuru sayfasına giriş yapabilirsiniz.

Google Arama'dan Kişisel İçerik Kaldırma Talebi
Google Arama’dan Kişisel İçerik Kaldırma Talebi

Burada hangi bilgilerinizin kaldırılmasını istediğinizi seçtikten sonra Sonraki butonuna tıklayın ve devamında gelen ekranda aşağıdakilerden uygun olanı seçerek başvurunuzu tamamlayabilirsiniz.

  • Resmi kimlik numaraları

Bu seçeneklerden sonra ilgili linkleri, ekran görüntülerini ve arama terimlerini de paylaşmanız gerekmekte. Bu şekilde ne şekilde arandığında hangi sonuçların çıktığını ve nelerin kaldırılmasını istediğinizi de belirtmiş olursunuz.

Ayrıca 18 yaşından küçüklerin de bilgilerinin silinmesini talep edebilirsiniz. Çocukların fotoğraflarının kötü amaçlı kişilerin eline geçmesini engellemek adına bu özelliği kullanmanızda fayda var.

Google, talebinizi inceledikten sonra ve genellikle birkaç hafta içinde geri dönüş yapar. Geçerli bir neden sunarsanız muhtemelen talebiniz olumlu yönde kabul edilecektir.

Eğer talebiniz reddedilirse, itiraz hakkınız veya eksik bilgileri tamamlama imkanınız var. Buna rağmen Google arama sonuçlarından yine de kaldırılmazsa, Kişisel Verileri Koruma Kurumu‘na başvurabilirsiniz.

 

2025 Yılı İtibariyle Whatsapp Desteği Kesilecek Telefonlar

Whatsapp çatı şirketi Meta 2025 yılı itibariyle desteklenmeyecek telefonları açıkladı.

2025 yılının başlamasıyla beraber birçok eski model cep telefonu için de Whatsapp desteği son buluyor. Aslında modelden ziyade bu akıllı telefonların içlerinde bulundurdukları mobil işletim sisteminin Whatsapp için yeterli olmaması kaynaklı bir durum bu.

Samsung Galaxy
Samsung Galaxy

Android güncellemelerini alamayan ve güncellemeleri de alamadığı için Whatsapp çalıştıramayacak telefonlar şunlar:

Motorola Moto G1 – Motorola Moto E 2014 – Motorola Razr HD
HTC Desire 500 – HTC Desire 601 – HTC One X – HTC One X+
LG G2 Mini – LG Optimus G – LG Nexus 4 – LG L90
Samsung Galaxy Ace 3 – Samsung Galaxy Note 2 – Samsung Galaxy S3 – Samsung Galaxy S4 Mini
Sony Xperia SP – Sony Xperia T – Sony Xperia V – Sony Xperia Z

Resmi olarak Android 5.0 ve üzeri güncelleme alamayan bu modeller için Whatsapp desteği son bulmuş durumda.

Tabi Android kullanan cihazlar için çareler tamamen tükenmiş olmuyor. Çoğu teknoloji meraklısının bildiği üzere Custom Rom diye tabir edilen, bazı ekstra özellikler, daha yüksek Android sürümü desteği sağlayan sistemler mevcut ve bu yukarıdaki cihazlara da kurulum yapabilme imkanı var.

Android Telefonlarda Whatsapp Desteği
Android Telefonlarda Whatsapp Desteği

Ancak bu resmi olarak hazırlanan sürümler olmadığından, güvenlik açığı oluşturabilmekle beraber telefonunun tüm donanımının da kusursuz çalışacağının garantisini vermemekte. Ayrıca bu güvenlik açığı nedenli olarak da birçok bankacılık uygulaması çalışmamakta. Yine de Xda Forumlarında, deneyenler tarafından olumlu dönüşler alınan Custom Romları deneyebilirsiniz.

iPhone Whatsapp Desteği Hangi Modeller İçin Devam Ediyor?

iPhone tarafında ise şu an için hala iOS 12.0 ve daha yeni sürüme sahip cihazlar Whatsapp çalıştırmak için yeterli. Bu iPhone 5s ve üstü modellerde hala kullanılabilir anlamına geliyor. 64-bit işlemci mimarili olan ilk iPhone modeli 5S günümüz için hala desteklese de Mayıs ayı itibariyle iOS desteğinin sadece 15.1 üzerine verileceği açıklandı.

iPhone Whatsapp Desteği
iPhone Whatsapp Desteği

Bu durumda da günümüzde Whatsapp kullanılabilir durumda olan iPhone 5S, iPhone 6 ve iPhone 6 Plus modellerinde de artık Whatsapp kullanılamayacak.

Android telefonların aksine iOS tabanlı telefonlarda ne yazıkki Custom ROM vb bir çözüm bulunmuyor. Bu model sahiplerinin Whatsapp kullanmaya devam etmek için daha yeni model bir telefon edinmekten başka çareleri kalmıyor.

 

iPhone Resetlemek Yeniden Başlatmaya Zorlamak Nasıl Yapılır

Bazı durumlarda akıllı telefonunuz veya bilgisayarınızı tamamen güçten kesip yeniden başlatmak, sistemsel yavaşlamalara hatta takılmalara çözüm olabilmekte. Bu durumda yeniden başlatmaya zorlamak veya iPhone resetlemek de olarak bilinen işlem gerekebilir. Bigisayarda bunu yapmak gayet kolay ve bilinir bir yöntemken iPhone‘larda bilinemeyebiliyor.

İlk nesil iPhone modelinden son dokunmatik tuşu olmayan yani iPhone 6s ve daha eski modellerde bu işlem Açma Kapama Tuşu ve Home tuşuna aynanda basılı tutmak şeklindeydi.

iPhone Resetlemek
iPhone Resetlemek

Apple Iphone ve Ipad Resetleme / Sıfırlama

Apple logosu çıkana kadar basılı tutmanız yeterliydi bu işlemde. Telefonunuz kilitlendiyse, ağır çalışıyorsa, bazı uygulamalar yanıt vermiyorsa bu yöntemle çözülebiliyordu.

Ancak iPhone 7 ve sonrası modellerde ya Home tuşu dokunmatik oldu ya da tamamen kaldırıldı. Bu durumda fiziki bir Home tuşu olmadığından bu tuşu kullarak resetleme işlemi artık mümkün olmaz hale geldi.

Bu durumda da yapmanız gereken aslında zor değil.

iPhone Resetlemek
iPhone Resetlemek

iPhone 7 ve sonrası modellerde resetleme işlemi için sırayla ve hızlı şekilde önce Ses Yükseltme tuşuna hızlıca basıp bırakın, ardından Ses Kısma tuşuna hızlıca basıp bırakın ve Açma Kapama tuşuna basılı tutun.

Normalde Açma Kapama tuşuna basılı tutarsan kapatmak için kaydırın bildirimi çıkar ve kaydırılmadan kapanmaz.

Ancak bu işlem sonrası telefon yeniden başlatmaya zorlanacaktır. Bu şekilde bazı özellikleri doğru çalışmayan, batarya doluluğunu doğru göstermeyen veya benzeri bir sorun yaşayan Apple iPhone telefonunuzun problemini düzeltebilirsiniz.

Tabi donanımsal veya yazılımsal bir sorun durumunda sadece bu resetleme işlemi her zaman çözüm olmayabilir. Bu gibi durumlarda telefonunuzun tam bir yedeğini iTunes ile bilgisayarınıza alıp, telefona Hard Reset işlemi yapmanızda fayda var.

Eğer bu şekilde çözüm olmazsa da yine yedek alma işlemi sonrası telefonunuzu en güncel iOS sürümüne yükselterek de deneyebilirsiniz.

Bu işlem donanımsal sorunlarda çoğunlukla fayda etmeyecektir. Örneğin dokunmatik ekran hataları, yakınlık sensörünün çalışmaması, batarya kapasite arızaları, home tuşu bozuk çalışması gibi donanımsal arızalar donanımsal müdahale veya değişim gerektirmektedir.

Bazı Bmw Marka Araçlar Yağmurda Neden Ani Frenleme Yapıyor

Bazı Bmw marka araçlarda özellikle de F20 serisinde birçok kullanıcı yağmurlu havalarda aracın kendi kendine ani frenleme yapmasından şikayetçi.

Bu ani frenleme sadece yağmurlu havalarda görülse de aslında yağmurlu havaya özel bir durum değil. Tamamen sileceğin çalışmasına bağlı olarak gerçekleşen bir durum. Araç kullanıcıları da sadece yağmur yağarken sileceklerini sürekli açık tuttuğu için veya yağmur sensörü otomatik olarak silecekleri çalıştırdığı için bu sorun yağışlı zamanlarda ortaya çıkıyor.

Bmw Ani Frenleme Sorunu

Sorunun kaynağına gelirsek de sorun aslında Bmw’nin kullandığı bir fren diski temizleme teknolojisinin arıza yapmasından kaynaklanıyor.

Bu sistemin adı BMW Brake Drying yani Bmw Fren Kurutma Sistemi

Çalışma şekli de bu videoda anlatıldığı şekilde yağmurlu havalarda disk üzerindeki nemi balatalarla temizlemek. Bunu da aracın frenlerini aracı yavaşlatmayacak ama disk yüzeyini temizleyecek seviyede sıkarak yapıyor. Bu sistem sadece 80 km/s hızın üzerinde seyir halindeyken devreye giriyor.

DSC sistemine bağlı bu temizleme işlemi doğru olarak çalıştığında aslında çok başarılı bir sistem. Ancak arıza durumunda sert frenleme yapıp kaza riski oluşturabiliyor.

Disk veya balata değişiminde yapılan yanlış bir işlemin etkisi olabilmekle beraber ABS beyni arızası en olası neden. ABS beyinlerinde görünür donanımsal veya yazılımsal bir hata olmasa da ABS beyni değişimi ile çözülüyor genelde.

Değişim öncesi ABS beyni tamiri de mümkün. Donanımsal bir hata gözükmüyorsa ABS beyni yazılımı baştan yüklenip, hidrolik pompası kalibrasyonu da çözümlerden biri. Hatta değişim öncesi mutlaka denenmesi gereken yöntemlerin başında geliyor. Bununla beraber fren hidroliği değişimi de denenmesi gereken bir yöntem.

Bununla beraber yenilikçi bir teknoloji olsa da hayati bir özellik değil. Yazılımsal olarak kodlama ile araç beyninden iptali yapılabilir. Yüksek maliyetli ABS beyni değişimi yerine sistemin iptali de düşünülebilir bir yöntem.

Hiçbir işlem yapmadan bu şekilde aracınızı kullanıp sorun yaşamak istemiyorsanız da otomatik silecek fonksiyonunu kapatabilirsiniz. Bu çok kullanışlı bir çözüm olmasa da aracın ani frenleme yapmasının önüne geçecektir.

 

PSA Grubu Opel Peugeot Citroen Araçlarda Start Stop Sorunu

Peugeot ve Citroen markalarının yeni nesil araçlarıyla beraber PSA grubuna dahil olan Opel markasının son seri araçlarında da görülmekte olan bir Start Stop sorunu mevcut.

Gösterge ekranında dört kez yeşil renkli Start Stop ikazının yanıp sönmesi ancak devreye girmemesi şeklinde yaşanıyor bu sorun.

Opel Corsa Start Stop

Öncelikle Start Stop sisteminin ne olduğundan bahsetmek gerekirse Start Stop sistemi, dur kalk trafikteki hareketsiz anlarda aracınızın motorunun kapatılmasını sağlayan bir teknolojidir. Düz vitesli araçlarda aracınız durma noktasına geldiğinde, vites boştaysa ve ayağınızı debriyaj pedalından çekerseniz start-stop sistemi devreye girecektir. Otomatik vitesli araçlarda ise, frene bastığınızda ve aracınız neredeyse duracak hıza indiğinde sistem devreye girmektedir.

Tabi bu sistem otomobili çalıştırır çalıştırmaz devreye girmez. Devreye girebilmesi için belli şartların mevcut olması gerekmektedir. Bunlar genel olarak şunlardır:

– Akünün belli bir şarj seviyesi üstünde olması
– Aracın belli bir elektrik yükünün altında çalışıyor olması
– Motor soğutma suyunun yaklaşık 70°C’nin üzerinde olması
– İklimlendirme sistemlerinin kapalı veya düşük seviyede çalışıyor olması
– Otomobilin direksiyonun sabit olması veya çok az hareket ettirilmesi
– Sürücü emniyet kemerinin takılı olması

Peki Start Stop Faydaları Nelerdir?

Aslında ortaya çıkmasındaki en temel nedeni son yıllarda çokça duyduğumuz emisyon konusudur. Trafikte hareket halinde olmayan aracın motorunun boş yere çalışmaması demek, gereksiz egzoz salınımının da engellenmesi anlamına gelir.

Tabi ciddi bir oranda olmasa da yakıt tüketimini de azaltacaktır ancak bu 100 km’de 0.3 litre civarından öteye gitmemektedir.

Bir diğer faydası ise trafikte kullanımda daha sarsıntısız ve sessiz bir ortam sağlaması. Özellikle son yıllarda üretilen 3 silindirli düşük hacimli motorlar bilindiği üzere 4 silindirli motorlara göre daha sarsıntılı. Bu sarsıntı da rölanti devrinde daha belirgin olarak hissediliyor. Start Stop sisteminin devreye girmesi de bu sarsıntının kullanıcı tarafından hissedilmesini haliyle engelliyor.

Start Stop Sisteminin Zararları Var Mı?

Teknik olarak motor durduğu an yağlama durur ve bu da kısa aralıklarla motorun tekrar tekrar yağlamayı durdurup başlatması anlamına gelir. Artık neredeyse tüm motorlarda turbo olduğunu da düşünürsek aynı şekilde turbonun yağlanması da sık aralıklarla durup başlıyor demektir. Araç üreticileri bu duruma karşı motor dizaynında bazı önlemler almış olsalar da bir motorun ömrünün uzun olması, o motorun ne kadar soğuk çalışmadığına bağlıdır.

Yani kısa mesafeler kullanılan ve soğuk yağa maruz kalan motor, uzun süre sıcak çalışan motordan her zaman daha kısa ömürlüdür. Start stop sistemi de araç motoruna kısa sürede bir zarar vermeyecek olsa da uzun vadede illaki az da olsa zararı olacaktır. Bunu minimuma indirmenin yolu ise araç üreticisinin önerdiği motor yağını düzenli aralıklarla yenilemekten geçer.

Diğer bir yandan da akünün ömrü kullanım kaynaklı olarak azalacaktır. Akü eskidikçe değişen bir parça olduğundan, araç sağlığı için eskimesi çok da problem olmayacaktır.

Araçta Start Stop Çalışmıyorsa Ne Yapmak Gerekir?

Peugeot Citroen Opel marka araçlarda çokça görülen bu sorun gösterge panelinde 4 kere Start Stop ikazının yanıp sönmesi ama devreye girmemesi şeklinde yaşanmakta.

Çoğunlukla bu sorunun nedeni aracın aküsünün yeterli seviyede dolu olmaması. Günlük kullanımda bile yeterli olmayan şarj seviyesi ancak uzun yol yapılınca veya akü harici olarak şarj edilince çözülebiliyor. Yani 4 kez ikazın yanıp sönmesi Start Stop çalışma şartlarının yeterli olmadığı anlamına geliyor aslında.

Bununla beraber şu durumlar da bu ikazın yanıp sönmesi ve Start Stop sisteminin devreye girmemesine neden olabilmekte:

-Araç eğimli bir yoldaysa
-Kapılardan biri açık veya şoför emniyet kemeri takılı değilse
-Araç çalıştırıldıktan sonra 10km/s hız henüz geçilmediyse. Yani bu sistemin devreye girmesi için aracın gerçekten harekete başlamış olması gerekmekte.
-Aracın elektronik veya manuel el freni çekiliyse
-Dış ortam sıcaklığı çok düşükse

Daha önce tüm Start Stop sistemlerin çalışması için gerekli şartlarla beraber Peugeot Citroen Opel marka araçlarda bu şartların da sağlanıyor olması gerekmekte. Ancak çoğunlukla akünün şarj durumuyla alakalı olduğundan öncelikle akünüzü tam şarj edecek seviyede bir kullanımı denemenizde fayda var.

PPF Kaplamalarda TPU ve TPH Farkları

PPF kaplama işlemi özellikle de otomobillerde uzun yıllardır fazlaca tercih edilen bir koruma ve renk değişim yöntemi. Araçta boyasız ve orijinalliği bozmadan renk değişimi sağlayan bu uygulama zamanla daha çok aracın boyasını koruma amaçlı bir hal aldı.

Tabi yıllar geçtikçe de PPF kaplamalarda kullanılan malzemelerin de farklılıkları ortaya çıkmaya başladı. Maliyet etkisi de ortaya çıkınca kullanıcılar daha uygun fiyatlı ürünleri tercih edebilmekte. Tabi işlem sonrası tamamen aynı gözüken bu malzemeler ilerleyen süreçte ne gibi farklılıklara sahip olabiliyor bunları da bilmekte fayda var.

Boya Koruma Filmi (PPF) Ne Tip Malzemelere Yapılır?

Genel bilindik adıyla 2 tip malzeme vardır. TPU (Termoplastik Poliüretan), TPH (Termoplastik Poliolefin) ve PVC ise Polivinil Klorür kullanılan bir malzemedir. Kimyasal özellikleri ve esnekliği geliştirilmiş olan TPH ürünler PVC’nin geliştirilmiş olarak kullanılmaktadır.

TPH TPU

TPU ve TPH Tipi Malzemenin Farkları Nelerdir?

Aslında ikisi de araç kaplama işleminde çokça kullanılan yaygın ürünlerdir. Özellikle sıfır araçların bayide yapılan kaplama işlemlerinde, filo kaplama işlemlerinde yani maliyet odaklı işlemlerde çoğunla TPH tipi ürünler kullanılmaktadır.

Hibrit bir malzeme olan TPH, hem poliüretanın hem de PVC’nin faydalı özelliklerini bir araya getiren maliyet ve performans açısından orta sınıf bir seçenek olarak tercih edilmektedir. Çok fazla para harcamadan araçlarında etkili korumaya ihtiyaç duyan araç sahipleri için kullanışlı olan iyileştirmeler sunar ve sıradan çiziklere, mümkün olduğunca çevresel etkenlere dayanacak şekilde tasarlanmış bir üründür.

TPU ise kaliteye önem verenler için boya koruma filmleri arasında en iyi seçimdir. Uygulandığında neredeyse görünmezdir ve uygulanması da diğer ürünlere göre çok daha kolaydır. Optik bir berraklığa sahip bu ürün, esnek yapısı sayesinde kırışıklık ve kabarcık olmadan tamamen yüzeye tutunabilir.

Bunlarla beraber lekelenmeye karşı da iyi direnç gösterebilir. Güneş ve dış etkenlerden dolayı zamanla solmaz hatta zamanla yaşanabilecek küçük çizikleri de yine güneş ışığı ve motorun sıcaklık etkisi ile kendi kendine onarabilme özelliğine sahiptir.

Bir diğer önemli özelliği ise kuş pisliği, böcek izi gibi kimyasallar tarafından lekelenmez, aşınmaz. Tam bir boya koruma sağlar.

Uzun Süreli Kullanım Sonuçları Nelerdir?

TPU tipi ürünler üreticinin sunduğu garanti süresi boyunca tam koruma sağlar ve görsellik olarak bir farklılık yaşamaz. Bu genelde 5-10 yıl gibi bir süre olsa da devamında aracın kullanım şartlarına göre daha da uzun süre koruyucu etkisini sürdürmesi mümkündür.

Esnek ve dayanıklı bir malzeme olduğundan alttaki orijinal boyaya zarar vermez, koruyuculuğunu kaybettiği noktada bile zararsız olarak aracın üzerinde durabilir, söküm sırasında bir zararı olmaz.

TPH tipi ürünlerin de asıl farkı bu durumda ortaya çıkar. Öncelikle kendini onarma özelliği olmadığından çiziklere karşı dayanımı TPU ürünlerine göre çok daha zayıf kalmaktadır.

Esnek bir yapıya sahip olmadığından dış etkenler ısı, ışık, yağmur vb durumlarda çok daha kolay yıpranır ve görselliğini daha çabuk kaybeder.

Kimyasal yapısı gereği TPU ürünlere göre hızla sertleşir ve bozulmalar başlar. Bu bozulmalar sadece kaplamanın bozulmasına neden olmaz, araç üzerinde tutunduğu boyada da çatlamalara neden olabilir. Söküm işlemiyle beraber de aracın kendi boyasına zarar verebilir. Bu yüzden dış etkenlere maruz kalmasa bile sadece motorun sıcaklık değişimlerinin etkisi de yeterli olacağından 2 yıl aşkın sürede aynı TPH kaplamanın araç üzerinde tutulması önerilmemektedir.

Bunlarla beraber PPF kaplama ürünlerinde TPU ve TPH oranlarına göre de malzeme kalitesi değişimi olabilmektedir. Yüzde oranına göre fiyatlandırma değişiklikleri olabilmekte olup ürün tercih edilirken fiyat kıyaslaması buna göre yapılmalıdır. Bir ürünün TPU temelli olması %100 TPU olduğu garantisini vermeyebilir. Bazı işletmeler gerçek bilgi paylaşmadan TPU ürünün daha ucuza kullandığı şeklinde müşterileri yanıltabilmektedir.

Bunun bilgisini kaplama uygulayıcısından almanız gerekmektedir. Ürünün sertifikasını veren, üretici firma tarafından garanti belgesini sunan işletmeleri tercih etmeniz, doğru ürün kullandığınızdan emin olmanız açısından faydalı olacaktır.